Yüzüne Gözüne Dursun.!
Yirmi sekiz bin lira asgari ücretle geçinmeye çalışan, hayat pahalılığı altında ezilen bir fakire dönüp şunu söyleyin. Yollar yapıldı, otobanlar, köprüler, tüneller, Marmaraylar, hızlı trenler var. Kolay mı bu işler, nankör olma.
Otuz bin lira kira ödeyip kırk bin lira maaş alan, ay sonunu getiremeyen bir dar gelirliye de şunu deyin. Sismik gemilerimiz denizlerde sondaj yapıyor, tersanelerde gemiler inşa ediliyor, TOGG’lar piyasada, Gabar’da petrol fışkırıyor. Yüzüne gözüne dursun.
Sonra yirmi bin lira maaşla yaşayan, sofrasında çok şey eksik olan, kaşarı vitrinden izleyen, balı unutan, boyasız iskarpin giyen, soluk yüzlü, kirli sakallı bir emekliye dönüp şunu söyleyin. Havaalanları yapıldı, Çanakkale Köprüsü yapıldı, Osman Gazi, Yavuz Sultan Selim yapıldı. Bunları gör, kör olma amca.
Bir ay olsun taksit ödemeden nefes alamayacak hale gelmiş bir teyzeye de şunu deyin. Ayasofya açıldı, Taksim’e cami yapıldı, TOKİ dünya kadar konut yapıyor, şehir hastaneleri var. Şikayet etme, günahtır abla.
Üniversiteyi bitirmiş, iş bulamamış, dayısı amcası olmayan, hayalleri olan ama artık baba evinde fazlalık gibi hisseden, gizli gizli ağlayan, sofrada gözlerini kaçırarak ekmeğe uzanan bir kıza, bir erkeğe de şunu söyleyin. Her şehirde üniversite var, üniversitesiz şehir kalmadı, başörtüsü sorunu tarih oldu, evlenene devlet yüz elli bin lira veriyor. Daha ne yapsın.
Sonra evladı öldürülmüş, katilleri az ceza almış, kimi denetimli serbest bırakılmış bir anneye dönüp şunu söyleyin. Avrupa’nın en büyük adalet sarayını biz inşa ettik. Üstelik bina akıllı, müştemilatıyla tam. Bu konuda çok iyiyiz. Avrupa bizi kıskanıyor.
Ey muhabir, seni uyarıyorum. Sakın ha şükredin, halinize memnun olun, sabredin deme. Fena dayak yersin, küfür yersin. Vatandaşı kaşıyıp yarasını deşme, isyanını uyandırma. Bırak özgürce serzenişte bulunsunlar, şikayet etsinler.
Sen gel, biraz da ballı cenaha bak.
Yüzde seksenlik kesimin hali ahvali böyle diye sen de yeise kapılma. Bir de yüzde yirmilik kaymak tabaka var ki, onlara göre her yer güllük gülistanlıktır. Dünya yansa lükslerinden ödün vermezler. Geri kalmazlar, iktidardan razıdırlar. Gezmekten geri durmazlar, sofralarından kaşarı eksik etmezler. Yazın Yunan sahillerinde, kışın Alpler’de, bahar Paris’te, sonbahar Uzak Doğu’da, üç aylarda ise umrede.
TÜİK’e de ki. İki bin yirmi beş yılında memleket dar gelip yurt dışına giden bu yüzde yirmilik kesim kaç kişidir, kaç para harcamıştır.
El cevap deyip, TÜİK sana cevap versin. Yirmi milyon kişi. On milyar dolar.
Durmak yok, yola devam.
Selamünaleyküm.
Yazar: Mehmet Erdil
ANAHTAR KELİMELER: geçim sıkıntısı nedir, asgari ücretle yaşanır mı, emekli neden geçinemiyor, gençler neden iş bulamıyor, hayat pahalılığı ne zaman bitecek, Türkiye’de gelir adaletsizliği var mı, yurt dışına çıkanlar kimler, TÜİK verileri ne diyor, Mehmet Erdil köşe yazısı ne anlatıyor