Türk Siyasetinde Nezaketin Çöküşü: Küfürlü Üslubun İfadesi Ve Tehlikeleri
Türk siyasetinde uzun yıllar boyunca nice fırtınalar koptu, nice sert tartışmalar ve keskin polemikler yaşandı ancak her şeye rağmen o sarsılmaz nezaket çizgisi daima korundu. Süleyman Demirel’den Necmettin Erbakan’a, Alparslan Türkeş’ten Bülent Ecevit ve Turgut Özal’a kadar bu toprakların yetiştirdiği büyük liderler, rakiplerini en ağır şekilde eleştirseler de ağızlarından tek bir yakışıksız ifade veya küfür çıkmadı. Siyaseti belli bir seviyede tutan, topluma örnek olan en önemli dayanak işte bu vakar ve edep haliydi.
Bugün ise maalesef CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kullandığı küfürlü ve tehditkâr dil, Türk siyasi hayatında daha önce benzeri görülmemiş bir üslup çöküşü olarak kayıtlara geçmektedir. Rakiplerini eleştirmenin çok ötesine geçip aileleri, geçmişi ve şahsiyetleri hedef alan bu ifadeler, siyasetin o zarif seviyesini adeta yerin dibine çekmiştir. Bu çirkin üslup, sadece muhataplarını değil, aynı zamanda siyasete ve devlet adamlığına güven duyan aziz milletimizi de derinden yaralamaktadır.
Dahası, bu şahıs ülkenin en yüksek makamı olan Cumhurbaşkanlığına talip olduğunu dile getirmektedir. Böylesine ağır ve küfürlü bir dil kullanan bir siyasetçinin, devletin en tepesine geçme iddiası toplumda ciddi bir endişe ve korku yaratmaktadır. Çünkü Cumhurbaşkanlığı makamı, sadece bir görev yeri değil; milletin birliğini ve devletin o köklü vakarını temsil eden bir semboldür. Bu makama talip olan birinin kullandığı dilin, toplumun değerleriyle ve bin yıllık devlet geleneğimizle tam bir uyum içinde olması şarttır.
Ne hazindir ki Özgür Özel’in bu hırçın üslubunu savunan bazı gazeteciler ve yazarlar da bu sürece dahil olmuşlardır. Siyasetin nezaketini korumak yerine, küfürlü ifadeleri meşrulaştırmaya çalışan bu çevreler, toplumun önüne yanlış bir örnek koymaktadır. Oysa basının asli vazifesi, siyaseti seviyeli bir zeminde tartışmaya açmak ve doğruyu göstermektir.
Geldiğimiz noktada açıkça görülüyor ki siyasetin dili, zamanla toplumun dilini de şekillendirmektedir. Küfürlü ve tehditkâr bir üslup, sadece siyasi rakipleri birbirinden uzaklaştırmakla kalmaz; toplumun bütün kesimlerini kutuplaştırır ve ahlaki bir yozlaşmaya kapı aralar. Bu sebeple bizlerin siyasetçilerden beklediği şey, sadece bir polemik ustalığı değil; nezaket, saygı ve ağırbaşlılık içinde yürütülen bir fikir mücadelesidir.
Türk siyasetinde bugün tanık olduğumuz bu üslup çöküşü, sadece bir partinin veya bir şahsın meselesi değil, bütün bir toplumun geleceğini ilgilendiren hayati bir konudur. Küfürlü dilin siyasette kendine yer bulması, asırlık devlet geleneğimize ve milletimizin tertemiz değerlerine yapılmış en büyük haksızlıktır.
Yazar: İsmet Ünal
Anahtar: Siyasette nezaket nedir, Siyasi üslup bozuldu mu, İsmet Ünal kimdir, Özgür Özel ne dedi, Siyasette küfür tehlikeli mi, Devlet geleneği nedir, Siyaset neden kutuplaştı, Nezaket neden önemli