Birlik Vakti Coğrafyamız Kuşatma Altında Milletimiz Ayaktadır
Bugün yaşadığımız çağ, yalnızca siyasi ve ekonomik krizlerin değil; aynı zamanda medeniyetlerin, kimliklerin ve değerlerin ağır bir sınavdan geçtiği bir dönemdir. Küresel güçlerin Orta Doğu’da ve çevre coğrafyalarda yürüttüğü operasyonlar artık sadece bölgesel hamleler olmaktan çıkmış, doğrudan Türkiye’yi hedef alan bir kuşatma stratejisine dönüşmüştür.
Amerika Birleşik Devletleri’nin Venezuela’daki müdahaleleri, İsrail ile birlikte İran’a yönelik askeri hazırlıklar, Yemen, Sudan, Somali ve Suriye’de yürütülen parçalama politikaları bölgemizde büyük bir fırtınanın yaklaştığını açıkça göstermektedir. Suriye’de YPG üzerinden Türkiye’nin güney sınırında bir terör koridoru inşa edilmek istenmekte, Yunanistan ve Güney Kıbrıs üzerinden Ege’de yeni gerilim alanları oluşturulmaktadır. Bu tablo, bu ülkenin sahipsiz olmadığını bir kez daha hatırlatmaktadır.
Böylesi bir kuşatma karşısında Türkiye, liderliğiyle, iradesiyle ve milletinin ferasetiyle dimdik ayaktadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın kararlı duruşu yalnızca ülkemizin değil, mazlum coğrafyaların da sesi olmuştur. Gazze’de yaşanan soykırıma karşı ortaya koyduğu net tavır, Batı’nın çifte standardını açıkça gözler önüne sermiş, Türkiye’yi küresel vicdanın temsilcisi konumuna taşımıştır.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin bu süreçte sergilediği milli duruş ise iç cephedeki birlik ve beraberliğin en güçlü teminatlarından biri olmuştur. Terörle mücadelede gösterilen kararlılık ve devletin bekası için ortaya konan irade, milletin devlete olan güvenini pekiştirmiştir. Devletin bekası ve milletin birliği her şeyin üzerindedir anlayışı, bugün her zamankinden daha hayati bir anlam taşımaktadır.
Ancak bu mücadele yalnızca siyasi liderlerin omzuna bırakılacak bir mesele değildir. Bu mücadele, 85 milyonun ortak sorumluluğudur. İçeride kullanılan ayrıştırıcı dil, dışarıdaki düşmanların iştahını kabartmaktadır. Kürt kardeşlerimiz bu milletin asli ve ayrılmaz bir parçasıdır. Onları temsil ettiğini iddia eden, fakat dış güçlerin taşeronluğunu yapan yapılar bu kardeşliği zehirlemektedir. Demokrasi maskesi altında yürütülen bölücü faaliyetlerin millet iradesiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu millet, birliğine ve bütünlüğüne kastedenleri asla unutmaz.
Artık maskelerin düşme vaktidir. Devletin bayrağından, adından ve kimliğinden rahatsız olanların bu milletin geleceğinde yeri yoktur. Türkiye Cumhuriyeti, bin yıllık kardeşliğin, ortak mücadelenin ve birlikte yazılmış bir tarihin ürünüdür. Bu ortak paydadan rahatsızlık duyanlar, milletin vicdanında mahkûm olmaya mahkûmdur. Bu coğrafyada kardeşliğimizi kirletmeye çalışanlara asla geçit verilmez.
Bölgemizde yaşanan gelişmeler yalnızca dış politikayı değil, iç barışı da doğrudan tehdit etmektedir. İran’da yaşanan kitlesel protestolar, salt bir iç huzursuzluğun ötesinde, bölgesel bir çökertme planının parçası olarak okunmalıdır. İsrail’in aşırı sağcı politikaları Batı’yı adeta rehin almış, İslam coğrafyasını hedef alan yeni bir saldırı dalgası devreye sokulmuştur. Mezhep çatışmaları, etnik ayrışmalar, terör örgütleri ve vekalet savaşları bu kirli planın araçlarıdır.
Bu nedenle Türkiye, kendi coğrafyasına müdahale edebilecek gücünü daha da artırmalı, içerideki tüm çatışma alanlarını soğutmalı ve birliğini daha sağlam bir şekilde tahkim etmelidir. Milletin iradesi, kurulan her kuşatmayı yerle bir edecek kudrete sahiptir. Türkiye yalnız değildir. Bu millet yalnız değildir. Kardeşliğe tuzak kuranlar bilmelidir ki, bu iradenin karşısında durabilecek hiçbir yapı yoktur.
Sabır, bu milletin en büyük erdemlerinden biridir. Ancak herkes şunu da bilmelidir ki, sabrı taşan bir milletin önünde hiçbir güç duramaz. Bugün birlik günüdür. Bugün birbirimize daha sıkı sarılma günüdür. Çünkü bu topraklar, nice fırtınaları birlikle aşmış bir milletin vatanıdır.
Yazar İsmet Ünal
Türkiye kuşatma altında mı, Türkiye birlik çağrısı neden yapılıyor, milli birlik neden önemli, Orta Doğu’da Türkiye’ye yönelik planlar var mı, iç cephede birlik nasıl sağlanır, Türkiye yalnız mı, İsmet Ünal köşe yazısı ne anlatıyor,