Petrol Uğruna Ezilen Halklar: Sessizliğin Çığlığı
Dünya sahnesinde yaşanan müdahalelere baktığımızda, demokrasi ve insan hakları söylemlerinin arkasına gizlenmiş çıkar savaşlarını görmek artık zor değil. Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Batı’nın Libya’da, Irak’ta, bugün İran’da ve Venezuela’da gerçekleştirdiği müdahalelerin gerçek nedenini kimse inandırıcı şekilde açıklayamıyor. Çünkü bu müdahalelerin temelinde, o ülkelerin sahip olduğu petrol ve yeraltı zenginlikleri yatıyor. Bu bir işgal değilse nedir?
Libya örneği hâlâ hafızalarımızda taze. Halkın büyük çoğunluğunun oyuyla seçilmiş bir liderin, mahremiyetine saygı duyulmadan, eşiyle birlikte yatak odasından sürüklenerek alınması sadece bir siyasi operasyon değildir. Bu, aynı zamanda insanlık onuruna yapılmış açık bir saldırıdır. Bu görüntüler karşısında insanlığın vicdanı sarsılmalıydı. Ama olmadı. Ne yazık ki dünya sessiz kaldı.
Ey dünya. Nerede kaldı o çok övünülen evrensel değerleriniz. Biz büyük devletiz diyenler neden sustu. Rusya ve Çin gibi küresel aktörler neden bu kadar tepkisiz kaldı. Avrupa ise sadece sessiz kalmakla yetinmedi, kimi zaman bu müdahalelere destek bile verdi. Bu sessizlik, güçlü olanın güçsüzü ezdiği bir düzenin normalleşmesine yol açıyor. Yarın başka bir ülke aynı akıbetle karşılaştığında kim ses çıkaracak.
Daha da üzücü olan ise ülkemizdeki bazı muhalefet liderlerinin bu müdahalelere dolaylı destek verir nitelikte açıklamalar yapmasıdır. Venezuela’yı dünyayı zehirleyen bir devlet gibi göstermek, adeta ABD söylemlerine tercümanlık etmektir. Bu yaklaşım, gelin bizim ülkemizi de yönetin dercesine bir teslimiyet havası yaratmaktadır. Oysa dış politikada milli duruş, iktidar ya da muhalefet fark etmeksizin ortak bir çizgi olmalıdır.
Bugün sessiz kalanlar, yarın kendi kapılarında aynı senaryoyu gördüklerinde çok geç kaldıklarını anlayacaklardır. Bu yüzden sadece kendi ülkemiz için değil, tüm mazlum halklar için adaletin ve vicdanın sesi olmak zorundayız. Çünkü sessizlik, zalimin en büyük müttefikidir.
Türkiye’de muhalefetin silah sanayisindeki hizmetleri eleştirmesi dün de yanlıştı, bugün de yanlıştır. Dün yapılan aleyhte eleştirilerin ve serzenişlerin ne kadar haksız olduğu bugün açıkça görülmektedir. Bugün savunma sanayimize yapılan yatırımların ne kadar doğru olduğu ispatlanmıştır. Cumhur İttifakı’nın milli duruşu sayesinde Türkiye Orta Doğu’nun en güçlü ülkelerinden biri haline gelmiştir. Bu başarıda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Sayın Devlet Bahçeli’nin emeği inkâr edilemez.
Kendi silahlarımızı yapmamız, bağımsızlığımızı pekiştirme yolunda hayati bir adımdır. Dün bu adımlara karşı çıkanların kime hizmet ettiği bugün daha net anlaşılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinin dünya ile yarışır hale gelmesinde en büyük paya sahip olan Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Devlet Bahçeli’ye şükranlarımı sunuyorum. Sizler var olun. Bu ülkenin sizin gibi liderlere ihtiyacı vardır.
Yazar: İsmet Ünal
Petrol savaşları nedir, küresel müdahalelerin gerçek nedeni ne, mazlum halklar neden sessiz kalıyor, Türkiye savunma sanayisi neden önemli, milli duruş dış politikada neden gerekli, İsmet Ünal kimdir,
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.