3.12.2025 09:42:00

Kitap Okumayan, Çalışmayan, Hazıra Konan Bir Neslin Hikayesi

Toplumların geleceğini gençler belirler. Bu cümle defalarca söylendi, klişe haline geldi; ancak gerçekliği hiçbir zaman eskimedi. Bugün çevremize baktığımızda, gençliğin büyük bir bölümünün kitap sayfalarından uzaklaştığını, emekle ve alın teriyle bağını zayıflattığını, hayatı baba parasıyla idare edilmeye çalışılan bir “bekleme odası” gibi gördüğünü üzülerek fark ediyoruz.

Elbette tüm gençler böyle değil. Pırıl pırıl çalışan, emek veren, kendini geliştiren bir kesim var. Fakat genel manzaraya baktığımızda; zahmetsiz başarı isteyen, sabırsız, her şeyin kolayına kaçan bir neslin ağır bastığını görmek hiç de zor değil. Eskiden kitap, bir evin en değerli misafiriydi. Bir köşede her evin mutlaka bir kütüphanesi olurdu.

Bugün kitap, çoğu genç için “sınavdan sınava açılan” bir defterden öte değil. Sosyal medyanın ışıkları, kitapların sessizliğini bastırdı. Üç sayfa okumaya tahammül edemeyen bir zihin, saatlerce ekran karşısında vakit geçirmeyi başarı sayıyor. Oysa bilgi, sabır ve emek ister. Zihin, tıpkı kas gibi düzenli çalıştırılmazsa körelir.

Kütüphaneye adım atmadan diploma alan, araştırma yapmadan fikir sahibi olan, okumadan her şeyi bildiğini sanan bir gençlik var. Bu yüzden düşünmüyor, sorgulamıyor, üretemiyor… Sadece tüketiyor. Günümüz gençliği, çalışmanın değerini biliyor mu gerçekten? Bazıları için çalışma, mecburen yapılacak bir angarya; bir hayata tutunma mücadelesi değil.

Hayat standardını kendi emeğiyle yükseltmek yerine baba parasıyla günü kurtarma, kısa vadeli tatminlerle uzun vadeli hedeflerin üstünü örtme eğilimi giderek yaygınlaşıyor. Kimileri için aile desteği bir güvence olmaktan çıkıp bir alışkanlığa, hatta bağımlılığa dönüşmüş durumda. Baba parasıyla gezmek, eğlenmek, telefon değiştirmek kolay; fakat iş hayatına atıldığında hayatın gerçekliği tokat gibi çarpıyor.

Çünkü hayat, kimseye bedava bir gelecek sunmuyor. Evet, bugün şartlar gerçekten zor. Ekonomi daraldı, iş bulmak güçleşti, kiralar uçtu, gençlerin omuzlarına binen yük ağırlaştı. Bunu inkâr etmek doğru olmaz. Fakat hayat zor diye çalışmaktan vazgeçen, şartlar sert diye savaşmayı bırakıp kenara çekilen bir gençlik de geleceğini kendi elleriyle karartıyor.

Çünkü zor şartlar, güçlü insanlar yetiştirir; mücadele etmeyen ise en ufak rüzgârda savrulup gider. Bu çağda fırsatların kapıları çalışana açılıyor. Kitap okuyan, araştıran, yeniliğe açık olan, meslek öğrenen, kendine yatırım yapan genç asla kaybetmiyor. Kaybeden, oturduğu yerden şikâyet edip adım atmayan oluyor. Gençlik kadar ailelerin de sorumluluğu büyük.

Çocuğunu her dilediğini yaparak büyüten, yaptığı hatanın bedelini ödemesine izin vermeyen, her zorluğu onun yerine çözen aileler; farkında olmadan tembel, sorumluluk almayan, hayata hazırlıksız gençler yetiştiriyor. Baba parasıyla büyüyen genç, kendi parasını kazanmanın lezzetini tadamıyor. Çünkü hayat ona hep “hazır” gelmiş.

Oysa kişinin kendi alın teriyle kazandığı para, insanın başını dik tutan en büyük onur madalyasıdır. Bugün gençleri eleştiriyoruz ama onlar bu ülkenin en büyük umudu. Birçoğunun içinde müthiş bir enerji, büyük bir potansiyel var. Sadece doğru yönlendirilmeye, desteklenmeye, kendilerini keşfetmeye ihtiyaçları var. Gençler okumaya geri dönmeli… Emek vermekten korkmamalı… Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeli… Hayatın gerçekliğini ekranda değil, sahada görmeli… Çünkü gelecek, hazır yiyenlerin değil; çalışanların, sabredenlerin, biriktirenlerin omzunda yükselecek. Bugünün gençliği, kendi geleceğini yeniden şekillendirecek güçte.

Yeter ki konfor alanından çıkmayı, kitapların tozunu silmeyi, alın teriyle hayata tutunmayı göze alabilsin. Çünkü hiçbir toplum, hazıra konan bir nesille ilerleyemez; ama emek veren gençlerle tarih yazar. Okumayan gençlik, zihninin kapılarını kendi elleriyle kilitleyip geleceğin anahtarını başkalarına teslim eden, ışığını harcamadan karartan bir nesle dönüşür.

Mehmet Leblebici

Türkiye'de okumayan ve çalışmayan gençlik sorunu nedir, Gençler neden kitaptan uzaklaştı ve çalışmaktan kaçınıyor, Mehmet Leblebici gençliğin geleceği hakkındaki endişeleri neler, Hazıra konan neslin toplumsal etkileri nelerdir, Aileler gençlerin tembel yetişmesinde ne kadar sorumlu, Sosyal medya kitap okuma alışkanlığını nasıl etkiliyor.


Mehmet LEBLEBİCİ

Adana’da İşlenen Cinayetin Şüphelileri Edirne’de Yakalandı
Halil İbrahim Türkgenç’ten Miraç Kandili Mesajı
Nezir Karayün’den Miraç Kandili Mesajı
Adem Demirtaş’tan Miraç Kandili Mesajı
Ekrem Kap’tan Miraç Kandili Mesajı
İlker Gürbüz’den Miraç Kandili Mesajı
Serdal Güzel’den Miraç Kandili Mesajı
İlhan Yıldız’dan Miraç Kandili Mesajı
Mahmut Yusuf’tan Miraç Kandili Mesajı
Vehbi Orakçı’dan Miraç Kandili Mesajı
Zeki Koçinkağ’dan Miraç Kandili Mesajı
Temel Başalan’dan Miraç Kandili Mesajı
Velittin Küçük’ten Miraç Kandili Mesajı
Mehmet Abdioğlu’ndan Miraç Kandili Mesajı
Mustafa Gevrek’ten Miraç Kandili Mesajı
Orhan Tıraşoğlu’ndan Miraç Kandili Mesajı
Eyyüp Günay’dan Miraç Kandili Mesajı
Tayfun Özyolcu’dan Miraç Kandili Mesajı
Zekeriya Postacı’dan Miraç Kandili Mesajı
Togay Çoban’dan Miraç Kandili Mesajı
İsmail Faruk Aksu’dan Miraç Kandili Mesajı

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.