Dünyanın Çivisi Neden Çıktı?
Dünyanın çivisi aslında yeni çıkmadı; en başından beri tam anlamıyla iyi çakılmamıştı. Bugün yaşanan küresel ekonomik ve siyasal sarsıntılar, anlık krizlerin değil, on yıllar önce atılmış hatalı temellerin doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. 1944 yılında Bretton Woods Anlaşması ile kurulan dolar ile altın sistemi, uzun süre küresel finansal düzenin omurgası oldu. Ancak bu sistemin sürdürülebilir olmadığı ilk kez Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle tarafından dile getirilmişti. Fransa’nın elindeki dolarlar karşılığında altınlarını talep etmesi aslında sistemin çöktüğünün açık bir ilanıydı. Ne var ki dönemin hiçbir büyük gücü bu önemli uyarıyı ciddiye almadı. Hatta 1973 yılındaki petrol krizi bile dünyayı uyandırmaya yetmedi. Bir dönem 36 dolar olan altının ons fiyatı bugün binlerce dolara yükseldi ve nereye kadar gideceği de belirsizliğini koruyor. Bu durum parasal sistemdeki yapısal bozulmanın en net göstergelerinden biridir.
İkinci Dünya Savaşı ndan sonra dünya barışını koruma iddiasıyla kurulan Birleşmiş Milletler, zamanla bu amacından tamamen uzaklaştı. ABD, karşılıksız dolar basmanın sağladığı avantajla küresel sistemde tek kale oynamaya başladı. Bastığı kağıt dolarları dünyaya dağıttı, buna karşılık dünyanın altınlarını ve gerçek değerlerini topladı. Arap ülkeleriyle kurulan petro dolar düzeni sayesinde dünya ekonomisi dolara mahkum edildi. Ancak bugün gelinen noktada ABD, kendi yarattığı bu devasa dolar havuzunda boğulma riskiyle karşı karşıya kalmış durumdadır. Bazı ülkelerin uyanmaya başlamasıyla birlikte ABD tahvillerinden kaçış hızlandı. Bu durum faizleri yükseltti ve borçlanmayı zorlaştırdı. Özellikle 2026 yılında vadesi dolacak olan yaklaşık 8 trilyon dolarlık borç yükü, küresel dengeleri sarsacak bir noktaya ulaştı.
Bu ekonomik baskı, ABD’nin dış politikada neden daha hırçın ve agresif hamleler yaptığının da temel sebebidir. Geçmişte petrolü dolar dışında bir para birimiyle satmak isteyen Libya ve Irak’ın başına gelenler hepimizin malumudur. Bugün Venezuela, yarın ise İran bu hattın devamı gibi duruyor. Egemen bir devletin başkanı olan Nicolas Maduro’nun uluslararası hukuka aykırı biçimde kaçırılması, küresel sistemin ne denli çifte standartlı çalıştığını bir kez daha gösterdi. ABD’nin karşısındaki ikinci büyük güç olan Avrupa Birliği ve Euro, doların egemenliği için ciddi bir tehdit olarak görülüyor. Ukrayna ve Rusya savaşı sürecinde Avrupa’nın yalnız bırakılması, önümüzdeki on beş yıl içinde Avrupa Birliği’nin dağılabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
İnsan hakları ve demokrasi söylemini dilinden düşürmeyen Batı dünyasının, İspanya hariç, Maduro olayına sessiz kalması hatta destek vermesi ibretlik bir tablodur. Tüm bu büyük altüst oluşlar yaşanırken, hafta sonu meydana gelen ciddi olaylara rağmen dünya borsalarının düşmek yerine yükselmesi, sistemin gerçeklikten ne kadar koptuğunu kanıtlıyor. Bir kez daha söylemek gerekirse dünyanın çivisi gerçekten çıkmış durumdadır. Bu yazıyı aceleyle ve ayaküstü kaleme aldım. Belki de en doğrusu gününüzü yaşamak ve her şeyi zihninizde çok fazla büyütmemektir. Ocak ayı oldukça yoğun geçiyor ve ben şu sıralar gökyüzüne bakmayı tercih ediyorum. Kim bilir, belki benim için de şubat ayında bir Paris çağrısı vardır.
Anahtar Kelimeler: Dünyanın çivisi neden çıktı, Küresel ekonomik kriz ne zaman bitecek, Dr Mustafa Çukuryıldız yazıları, ABD borç krizi 2026, Petro dolar sistemi çöküyor mu, Euro birliği dağılır mı, Altın fiyatları neden yükseliyor, Küresel siyaset ve borsa ilişkisi
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.