7.02.2026 09:53:00

Diyanetten Tokiye Seksen İki Bin Sipariş

Dün biraz erken gittiğim Cuma namazında, oturmuşum uzun uzun düşünmekteydim. Dışarı buz gibiydi, içeri ise sıcak olduğu için insan her an mayışabilirdi.

Genelde Cumalar da oturup namazı beklerken ben hep dalarım. Yani bir konu aklıma gelir, düşünür giderim. Hocanın vaazı beni celbetmediğini anladığımda dikkatimi ondan alır, iç muhasebeye dönerim. Bu yüzden düşünmediğim zamanlar pek nadir olsa da hocayı dinlemişliğim hepten yoktur diyemem tabi.

Vaazlar hep bildiğimiz konulardır genelde. Yeni şeyler olmayınca insan dikkatini toplayamıyor. Neticede o kadar topluluk zaten imamı dinlemeye gelmiş. Dinlememe kabahatinin yüzde yüzü cemaatin olamaz derim.

Öyle bizi transta dinlettirecek kapasiteli hocalar nerede efendim. Çok seyrek de olsa bazı yerlerde ben şahsen rastlıyorum. Bundan dolayı hep düşünmüşümdür ki, ilahiyat profesörleri, doçentleri, öğretim görevlileri bari o gün Cuma sahaya inip şu millete faydalı olsunlar diye çok isterdim.

Her neyse.

Bir önceki hafta cami kalabalıktı, içeri girememiştim. Dışarıda soğukta hasırın üzerinde epey üşümüş, üç beş gün öksürmüştüm. Bu kez erken gidişim bundandı.

Cemaatin bilhassa gençleri, hoca kürsüden vaaz ederken cep telefonlarının adeta içine düşüyorlar, bir daha ancak ezanla birlikte çıkıyorlardı. Ben öyle yapmıyordum, başlıyorum düşünmeye. Hoca ikaz etmese de adam üstten aşağıya kuş bakışı bakıyor, bizleri görüyor, gözlüğünün üstünden süzüyor. En azından dinler gibi gözükmek gerek.

Bir gün tepesi atıp da, burada Başçavuşun beygirimi dese verip veriştirse, sitem etse serzenişine hak veririm ama hocam sende kendini dinletmek için biraz geliştir demekten çekinmem.

Bu yüzden ayıp olmasın diye gözlerim hocada olur ama kulaklarım iç sesimdedir, onu duymaz. Görenler ise pür dikkat hocaya kulak kesildiğimi zanneder.

Bir de hoca, önünde açık bulunan kitaba bir kez olsun bakmaz ama gözlükleri yine gözüne takar. Kendisine bir alim havası verdiğinden midir merak ederim. O hep ezberden anlatır, ta ki ezan başlasa da durmaz. İki ses arasında kalan cemaat insicamı kaybeder, artık vaaz kuru gürültüye döner.

Eğer cami çıkışında bir televizyon muhabiri mikrofonu ağzımıza yaklaştırıp sorsa ki, bilirseniz size on bin lira ödül var, hoca efendinin vaaz konusu neydi veya hangi ayetleri okudu?

Ben şahsen hem çok mahcup olurdum hem de on bini kaçırdığıma çok üzülürdüm. Cemaatin yüzde doksanının maalesef böyle olduğu kanaati yaygındır. Cuma olayı dolayısıyla bir ritüelden ibaret kalır. Oysa Cumanın ruhu bu değildir.

Sadede dönecek olursak.

Hal durum ve gidişat böyle iken dün Cuma’da devrim niteliğinde istisnai bir şey oldu. Hocanın hutbede bildirdiği haberine o kadar sevindim ki başladım alkışlamaya. Millet de sevindi ama tuhaf tuhaf bana bakıyorlardı.

İlk kez bir imamın, Diyanetin sosyal bir yaraya parmak basan icraatını cemaate duyurmasına şahit oluyordum.

Çok kıymetli, fedakar, vefakar, merhametkar ve muhterem kardeşlerim dedi ve elindeki kağıttan okumaya başladı.

Ülkemiz önce pandemi, sonra on bir vilayetin depremle yıkımı, sonra büyük hayat pahalılığı ile karşılaştığından zor bir ekonomik dönem yaşamış, bunun üstesinden gelmeye uğraşmış, alicenap milletimizin yardımlaşma ve dayanışma duygularıyla bu tahammül edilmez hal çok kötü bir eşiğe gelmemiştir şükür ama.

Biz Diyanet olarak fakirlik küfre yakındır hadisi şerifinden hareketle, ki bu nedenle çaresizlik her türlü kötülüğe yol açmaktadır, bunu engellemek ve bunda bir katkımız lazımdır düşüncesiyle 2026 yılı sonuna kadar bir hareket, bir kampanya başlattık.

Her il genelinde bin konut inşa etmesi için TOKİ’ye seksen iki bin konut siparişi verdik. Sayenizde her hafta taksit taksit ve sıcak olarak parasını ödeyeceğiz.

2027 yılının başında, karakış bastırmadan konutlar tamamlanmış olarak tüm cami imamlarımızın gizliden ve açıktan araştırarak, bizzat görerek, sorarak, ikna olarak tespit ettikleri isimleri müftülükler aracılığı ile Diyanete bildirmeleri istenmiştir.

Noter huzurunda ve televizyondan naklen yayınlanarak şehir şehir tespit edilenlerin içerisinden çekiliş yapılıp evler bu seksen iki bin aileye bağışlanacaktır.

Bu nedenle her Cuma toplanan bağışlar yıl boyunca milletimizin yardımı sayesinde ve Diyanetimizin aracılığı ile bu büyük ve dünyaya örnek olacak projeyi gerçekleştireceğiz.

İmamdan bu açıklamayı duyunca istem dışı heyecana gelerek alkışlamaya başladım. Baktım beni omzumdan biri tutmuş, ha bire sallıyor. Ne yapıyorsun demeye kalmadan, hayrola rüya mı gördün demesin mi.

Utancımdan kırmızı olmuştum, meğer sıcaktan mayışıp uyuklamışım. Saftaki arkadaş git abdestini tazele dedikten sonra eğilip kulağıma sormaz mı, neyi alkışlıyordun.

Her güzel şey bir rüya ile başlamaz mı dostlar.
Ah keşke rüyam hayat bulsa, Diyanete dua ederdim.

Yazar: Mehmet Erdil

ANAHTAR KELİMELER: diyanet toki konut projesi rüyası, cuma namazı köşe yazısı, deprem sonrası sosyal konut hayali, cami vaazı eleştirisi, Mehmet Erdil köşe yazısı, Türkiye sosyal konut tartışması, mehmet erdil yazıları,


Mehmet ERDİL

Hafta Sonu Trafik Durdu, Esnaf ve Halk Tepkili
Erken Tanı Hayat Kurtarıyor!
Sokaktan Siber Dünyaya İstanbul’da Suça Geçit Yok!
Şubat Ayında Kültür Merkezinde Yıldızlar Geçidi Başlıyor...
Hizmette Yarışanların Zirvesi: İstanbul’un En Etkin Belediyeleri Belli Oldu!
Trafiğe Master Plan Nefesi!
Mecliste Adalet Vurgusu…
Özyolcu; Yeni Döneme Bayrak Sevgisiyle Başladık
Postacı; İlk Dersimiz Bayrak Oldu...
İlk Dersimiz Bayrak Dedi…
Temel Başalan’dan Berat Kandili Mesajı
Acil Sağlıkta Tarihi Adım Hayata Geçiyor!
İlker Gürbüz’den Berat Kandili Mesajı
Mustafa Necati Işık’tan Berat Kandili Mesajı
Halil İbrahim Türkgenç’ten Berat Kandili Mesajı
İzzet Gündoğar’dan Berat Kandili Mesajı
Ahmet Ali Aydın’dan Berat Kandili Mesajı
Ahmet Yanık’tan Berat Kandili Mesajı
Tuncer Dağ’dan Berat Kandili Mesajı
Togay Çoban’dan Berat Kandili mesajı
Gürbüz Süleymanoğlu’ndan Berat Kandili mesajı

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.