Çürümenin Küresel Ve Yerel Yansımaları: Epstein Skandalından Ege Ve Akdeniz Sahillerine
Epstein belgelerinin ortaya saçılmasıyla birlikte başlayan tartışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Ancak bu tartışmaların içeriğine baktığımız zaman mesele ya sadece adli bir vaka, organize bir sapıklık olarak görülüyor ya da birkaç şahsa indirgeniyor. Oysa bu skandal, bir veya birkaç şahsın üzerine yıkılamayacak kadar büyük bir sorundur. Bu, sistemik bir kurumsal çürümedir ve esasında bir medeniyetin çöküşüne işaret etmektedir.
Epstein meselesi; son altı Amerika Birleşik Devletleri başkanı, İngiltere prensi, Fransa cumhurbaşkanı ve Batı dünyasının en ünlü bilim insanlarından sanatçılarına kadar uzanan devasa bir şebekeyi karşımıza çıkarıyor. Bahsettiğimiz bu ağ, kurumsal çocuk istismarcılığından başlayıp pandemiden savaşlara, yolsuzluklardan suikastlara kadar giden büyük bir mekanizmanın sahibidir. Belki de bu yapı, benzerleri içinden sadece deşifre olmuş bir tanesidir.
Peki, bu büyük çöküşü fark edemeyecek kadar çaresiz olan sadece Batılılar mı? Elbette hayır. İçimizdeki mandacı Batıcılar da olan biteni görmezden geliyor. Tanzimat’tan beri Batı’nın kültürel ekonomisinden güç devşiren bozkır aydınları, meseleyi ya hiç konuşmuyor ya da tuhaf ayrıntılarla konuyu boğmaya çalışıyor. Batılılaşma, bizde tarihsel bir güç ilişkisi olarak değil, sanki ahlaki ve estetik bir idealmiş gibi kutsanmıştır. Oysa Batı medeniyetinin tarihi; sömürgecilik, katliam ve ırkçılık üzerine kuruludur. Ancak hegemon güç oldukları için bunu kendi kavram setleri ve sözde etik anlayışlarıyla meşrulaştırmayı başarmışlardır.
Bu kurumsal çürümenin yerel yansımalarını bugün Türkiye’nin Ege ve Akdeniz sahillerinde de görmek mümkündür. Zenginlerin kurduğu çıplaklar kampları, Batı’daki yozlaşmanın yerel bir kopyasıdır. Bu kamplar bir özgürlük arayışı değil, sınıfsal bir ayrıcalık ve elit yaşam tarzı gösterişidir. Türkiye’nin bu güzide sahil bölgelerinde yaşayanların siyasi tercihlerinin CHP yönünde olması ise oldukça manidardır. Bu durum, Batı’nın kültürel kodlarının sorgulanmadan içselleştirildiğinin bir kanıtıdır.
Halkın geniş kesimlerinden kopuk, kendi içine kapalı bu yapılar, Batı’nın yozlaşmış pratiklerini taklit etmektedir. Epstein skandalı küresel bir medeniyet krizinin sembolüyse, sahillerimizdeki bu tablo da krizin bize ulaşan gölgesidir. Mesele birkaç şahsın sapkınlığı değil, bir medeniyetin kökten çöküşüdür ve bu karanlık maalesef bizim kıyılarımıza kadar sokulmuştur.
Yazar: İsmet Ünal
ANAHTAR KELİMELER: Epstein Skandalı, Medeniyet Çöküşü, Batı Yozlaşması, İsmet Ünal, Siyasi Eleştiri, Kültürel Çürüme, Ege Sahilleri, Toplumsal Yozlaşma,
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.