30.06.2025 09:29:00

İsmet ÜNAL

Cumhuriyet’in Yükü Ağır: CHP Yangın Yerine Dönmüşken Kim Söndürmeye Cesaret Eder?

Türkiye, her sabah yeni bir skandalla uyanıyor. Sanki devasa bir kara deliğe çekiliyoruz ve kimse bunun farkında değilmiş gibi davranıyor. Üstelik bu defa söz konusu olan sadece bireysel yolsuzluklar değil; bu, Cumhuriyet tarihinin gördüğü en organize, en sistematik ve en yaygın siyasi çürüme süreci. Merkezinde de ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partisi yer alıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonlar birer “siyasi komplo” değil. Aksine, bizzat CHP içinden gelen itiraflarla, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyenlerin dilekçeleriyle şekilleniyor. İddialar öylesine ağır, öylesine dokunaklı ki, bir hukuk devletinde başka herhangi bir partinin yerinde olsa çoktan iç hesaplaşmasını yapar, gereğini yerine getirirdi.

Ama CHP’de öyle bir “kefalet siyaseti” kurulmuş ki, şaşkınlıkla izliyoruz. Özgür Özel, partiyi yönetmek yerine bir sanık avukatı gibi davranıyor. Henüz mahkeme süreci başlamamışken, “Ben kefilim” diyerek hem yargıyı baskı altına almaya çalışıyor hem de CHP’yi topyekûn bir zan altına sokuyor. Bu, sadece yanlış değil, tehlikeli.

Daha da vahimi, Özgür Özel’in bu hamlelerini yönlendiren aklın kimler olduğu yönündeki iddialar. Süleymancılardan FETÖ kalıntılarına, hatta yurtdışındaki bazı merkezlere uzanan bir gölge akıl… CHP’yi yüz yıllık bir halk partisi kimliğinden uzaklaştırarak, dar bir klik siyasetine hapsediyorlar. Partiyi adeta bir “avukatlık bürosu” gibi kullanıyor, halktan ve hakikatten uzaklaştırıyorlar.

Şimdi gözler 30 Haziran’da. Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde CHP’nin kurultayı iptal edilirse, sadece Özgür Özel’in meşruiyeti değil, partinin bütün yapısı sarsılacak. Üstüne İmamoğlu hakkında mahkûmiyet kararı çıkarsa ve bu, partinin kurumsal kimliğine sirayet ederse, Türkiye siyasetinde bugüne dek görülmemiş bir dava gündeme gelebilir: CHP’nin kapatılması. Evet, bu cümleyi kurmak acı ama gerçek: CHP’yi bu hale getirenler, tarih önünde sorumlu tutulacak.

Devleti “suç örgütü” gibi yaftalayanların, yargıyı karalayanların unuttuğu bir şey var: Türkiye hâlâ bir hukuk devleti. Savcılar görevini yapıyor, hâkimler delillerle karar veriyor, emniyet güçleri soruşturma yürütüyor. Hepsi mi yanlış, hepsi mi kötü niyetli? Bu, ancak gerçeklerden kaçmak isteyenlerin ortaya atacağı bir savunmadır.

CHP içinde hiç mi kimse çıkıp da “Durun, ne yapıyorsunuz” demez mi? Partiyi uçuruma sürükleyen bu körlük, yalnızca bugünü değil, geleceği de ipotek altına alıyor. Özgür Özel’in tek bir kişiyi kurtarma sevdası, bir asırlık partiyi yakmaya yeter mi?

Ne diyelim… Kendi düşen, ağlamasın…


Minik Adımlardan Bayramın En Güzel Selamı
Minik Kalpler Bayram Sevinciyle Erken Buluştu
Kanlı’dan Güçlü Bir Eğitim Vizyonu
Emek Ve Dayanışma Aynı Sofrada Buluştu
Gençlerin Üniversite Yolculuğuna Büyük Destek
Gençler Afetlere Karşı Sahada Öğreniyor
Kadınların Gücü Hayatın Her Alanında Sahne Aldı
Kamu Kurumlarında Üst Düzey Atamalar Yapıldı
Sıkı para politikası sürdürülecek mi?
İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy unutulmadı
Bakan Kurum: COP31’i uygulama odaklı platforma dönüştüreceğiz
Gambiya ile mutabakat zaptı imzalandı
Bıçkıdere Göleti’ne zarar veren yandı
Kırmızı bültenle aranan 16 şahıs Gürcistan’da
Süt ve süt ürünlerinde ne üretiyorlar?

YAZARLAR

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.