Alışmanın Tehlikesi
İnsan en çok neye alışmamalı, biliyor musunuz?
Yanlışa.
Ama dünya bugün tam da bunu yapıyor.
Yavaş yavaş, fark ettirmeden, normalleştirerek…
Bir sabah uyanıyoruz;
dün itiraz ettiğimiz şey bugün sıradan,
bugün sessiz kaldığımız şey yarın kural olmuş.
Asıl tehlike gürültü değil.
Asıl tehlike, alışmak.
Çünkü alışan insan sorgulamayı bırakır.
Sorgulamayan toplum ise yönünü kaybeder.
Bugün adalet, çoğu zaman geciken bir misafir gibi.
Gelip gelmeyeceği belli değil.
Ama biz yine de onu beklemek zorundayız.
Çünkü adalet beklenmezse,
yerini korku alır.
Gelecek dediğimiz şey, bir takvim meselesi değildir.
Gelecek, bugünkü kararların toplamıdır.
Bugün sustuğumuz her haksızlık,
yarın karşımıza daha büyük bir sorun olarak çıkar.
Bir çocuk büyürken ne görüyorsa,
bir toplum da öyle şekillenir.
Hukuku güçlü gören bir çocuk başka bir yurttaş olur,
keyfiliği gören başka.
Devlet elbette güçlü olmalıdır.
Ama gücünü, vatandaşın omzuna basarak değil,
vatandaşına yaslanarak almalıdır.
Aksi halde büyüyen şey devlet değil,
mesafe olur.
Bu defteri tutmamın sebebi umut satmak değil.
Gerçeği kayda geçirmek.
Çünkü gerçek yazılmazsa,
yarın inkâr edilir.
Ben büyük cümleler kurmuyorum.
Küçük ama doğru cümlelerin,
zamanla büyük değişimlere yol açtığına inanıyorum.
Belki bu yazı bir şeyi hemen değiştirmeyecek.
Ama birinin aklında küçük bir soru bırakırsa,
görevini yapmıştır.
Çünkü dünya,
ancak vatandaşlar düşünmeyi bırakmadığında
yaşanabilir kalır.
Yazar: Sebahattin Aydın
Alışmaya alışmak doğru mu, Yanlışa alışmak tehlikeli mi, Sessiz kalmak neye yol açar, Adalet neden önemlidir, Toplum neden sorgulamalı, Vatandaşın sorumluluğu nedir, Sebahattin Aydın köşe yazısı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.