Önder GÜZELARSLAN

Tarih: 21.01.2026 09:22

Zağra Müftüsü Hüseyin Raci Efendi

Facebook Twitter Linked-in

Zağra Müftüsü Hüseyin Raci Efendi

Zengin kültürümüz içinde müstesna bir yeri olan Zağra Müftüsünün Hatıraları isimli eser, son yıllarda yeniden kültürel dünyamıza ışık tutması adına basılarak okuyucuyla buluştu. Rumi takvime göre 1293 yılına denk geldiği için halk arasında 93 Harbi olarak bilinen, 1877-1878 yıllarında Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusyası arasında gerçekleşen ve geride büyük bir ızdırap bırakan o kanlı savaş yıllarını bizlere anlatır. Savaş sonrasında yaşanan acı göç hikayelerini dile getiren, olayların bizzat içinde yaşayan ve bu elim hadiselerin kahramanı olan Hüseyin Raci Efendi kesinlikle bilinmesi, tanınması ve unutulmaması gereken bir şahsiyettir. Kıymetli hizmetleriyle bir döneme damga vuran ve o dönemin canlı şahidi olarak yaşananları hatırat şeklinde kaleme alan, benim de çok önemsediğim Hüseyin Raci Efendi’nin gelecek kuşaklar tarafından da tanınması ve aziz hatırasının unutulmaması için bu yazıyı kaleme alıyorum.

Büyük şairimiz Yahya Kemal, Tarihçe-i Vak’a-i Zağra isimli bu eser için "Bu kitap Türklerin vatan edebiyatında en samimi, yüksek bir şaheserdir" ifadesini kullanır. 93 Harbi’ne bizzat şahitlik eden Osmanlı Bulgaristan’ının Eski Zağra Müftüsü Hüseyin Raci Efendi, bu kitabında harbi, harpte yaşanan o karanlık dönemi, göç zamanını, Rus ve Bulgar askerlerin Müslüman halka reva gördükleri zulümleri tek tek anlatmıştır. Hayatı hakkında çok fazla malumat bulunmayan Hüseyin Raci Efendi, günümüzde Bulgaristan sınırları içinde kalan Karinâbâd kasabasına bağlı Mollaşeyh köyünde dünyaya gelmiştir. Doğduğu yörede başladığı tahsil hayatına daha sonra İstanbul’da devam etmiştir. Farklı birçok medresede ilim tahsil ettikten sonra Çırpan’da kütüphanecilik yapan ve daha sonra da şehit olan Nakşî şeyhi el-Hac İsmail Efendi’den tasavvuf terbiyesi alarak manevi yönünü de geliştirmiştir.

Doğduğu topraklarda birçok mektepte hoca ve müdürlük görevlerinde bulunan Hüseyin Raci Efendi, 93 Harbi başladığında Rusların Eski Zağra’ya girmesiyle birlikte kasabanın ileri gelenleriyle beraber tutuklanıp hükümet konağında hapsedilmiştir. Süleyman Paşa kuvvetlerinin kasabayı kurtarması üzerine serbest kalmış, ardından da kitleler halinde başlayan büyük göç dalgasında ailesiyle birlikte yollara düşmüştür. İlk önce Edirne’ye, oradan da İstanbul’a gelmiştir. Eski Zağra’dan İstanbul’a varışı 28 Ağustos 1877 tarihine denk gelir. İstanbul’da da kısa sürede kendisini sevdirmeyi bilmiş ancak büyük sancı içinde geçen o yılları hiç unutmamıştır. Savaşın bitiminde 13 Temmuz 1878’de Berlin Antlaşması imzalandı. Ruslar ve Bulgarların çok büyük zulümler yaparak işgal ettikleri Eski Zağra sancağının içinde bulunduğu bölgede Rumeli-i Şarkî Vilâyeti kuruldu. 1879 Eylül ayından itibaren muhacirlere eski topraklarına dönebilecekleri söylenince, bir kısım muhacir gibi Hüseyin Raci Efendi de geri dönenler arasındaydı.

17 Ekim 1881’de Eski Zağra müftülüğüne tayin edildi. Bir süre bu görevi yürüttü, daha sonra da ihtiyaç sebebiyle 22 Mart 1883’te müftülükten ayrılıp muallim olarak rüşdiyeye geçti. Kaynaklarda hayatı hakkında farklı bilgiler bulunsa da 1897 senesine kadar bu bölgede bulunduğuna dair işaretler vardır. Bölgede Bulgarlar tarafından Müslüman halka yapılan zulümler ve bu zulümlere karşı alınabilecek tedbirlerin neler olabileceğine dair Bulgaristan Cemaat-i İslamiyye tarafından İstanbul’a, yani Bâbıâli’ye sunulan 1885 tarihli raporda Müftü ve Cemaat-i İslâmiyye Reisi unvanıyla imzası bulunmaktadır. 1897’den sonraki bir tarihte İstanbul’a gelmiş ve zamanın Millî Eğitim Bakanlığı’nın danışma meclisi olan Büyük Maarif Meclisine üye olarak görevlendirilmiştir. Bu vazifesine vefat tarihi olan 1902 yılına kadar devam etmiştir. Bulunduğu görevlerin ehemmiyetine baktığımızda Hüseyin Raci Efendi’nin yaşadığı dönemin önemli ilim ve fikir adamlarından biri olduğu söylenebilir. 1902 yılında İstanbul’da iken vefat etmiş ve cenazesi Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Dostlarının arzusu üzerine 93 Harbi esnasında ve sonrasında yaşanan büyük göçü konu edinerek kaleme aldığı Tarihçe-i Vak’a-i Zağra isimli kitabı Maarif Vekaleti’nin izniyle bastırılmak üzere iken, 10 Aralık 1877’de Plevne'nin düşmesi üzerine basım işi geri kalmıştır. Sonraki yıllarda kitap üzerinde çalışmasına devam etmiş, kitaba bazı ilave ve düzeltmeler yaparak müsait bir zamanda bastırması için oğlu Necmi Raci'ye teslim etmiştir. Rumeli’deki Müslüman halkın çektikleri zorlukları, Osmanlı ve Rusların askeri hamlelerini, Müslüman ahalinin bin bir güçlükle İstanbul’a göçünü, savaşı bizzat yaşayan Hüseyin Raci Efendi kendi gözlemleriyle yazdığı Tarihçe-i Vak’a-i Zağra ile Hicretnâme eserlerini vefatından sonra oğlu bastırmıştır. Eseri, yazar hatıra şeklinde kaleme almıştır. Kitabında 1877 yıllarında Rusların Tuna'yı geçmelerinden itibaren Eski Zağra'ya gelen haberleri, kasabadaki durumu, Bulgarların yaptıkları zulümleri, Rus işgalini, Süleyman Paşa’nın ordusuyla gelişini, savaş esnasındaki hicreti ve bu hicret esnasında yaşanan perişanlığı anlatır. Bu kitapta anlatılanların neredeyse tamamı Hüseyin Raci Efendi’nin bizzat gördüğü, yaşadığı veya duyduğu vakıalardır. Yazımı kendisine ait şu manidar sözlerle tamamlıyorum: "Aziz-i kavm idik a’dâ zelîl kıldı bizi, Esîr-i bend-i belâ vü sefil kıldı bizi, Bi-gayri hakkın atıp habse bir nice eyyâm, Mudîk-i ye’s ü sitemde alîl kıldı bizi." Yani diyor ki; Biz Türkler zamanın, çağın, dönemin saygın efendileri idik. Düşmanlar bizi aşağıladı, rezil ve perişan ettiler. Dert ve bela bağıyla esir edip, bizi sefil kıldılar. Günlerce haksız yere hapse atarak zulüm, eziyet ve ümitsizlik yaşattılar.

Yazar: Önder Güzelarslan

Anahtar Kelimeler: Hüseyin Raci Efendi kimdir, Zağra Müftüsünün Hatıraları kitabının konusu nedir, 93 Harbi ne zaman oldu, Önder Güzelarslan yazıları, Tarihçe-i Vak’a-i Zağra önemi nedir, Osmanlı Rus savaşında neler yaşandı, Eski Zağra neresidir,


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —