CHP’nin 70 Yıllık Tahribatı Ve Türkiye’nin Kalkınmasına Engel Oluşu
Cumhuriyet Halk Partisi, her ne kadar devletimizin kurucu partisi olma sıfatını taşısa da özellikle çok partili siyasi hayata geçtiğimiz günden bu yana izlediği yolla adeta milletin tekerine çomak sokan bir anlayışın temsilcisi olmuştur. 1950 yılından bu yana geçen şu koca 70 yıllık süreçte, CHP’nin milli çıkarlarımızın tam karşısında saf tuttuğu, memleketin hayrına olacak her türlü kalkınma hamlesinin önünü kestiği ve Batılı güçlerle kol kola girerek vesayet odaklarını beslediği gün gibi ortadadır.
Dönüp geriye baktığımızda, bu zihniyetin 1960 ve 1971 askeri müdahalelerinde nasıl bir duruş sergilediğini hepimiz hatırlıyoruz. Halkın hür iradesiyle seçtiği isimleri deviren darbelerin ya bizzat içinde oldular ya da arkasında durdular. Milletin iradesine saygı duymak yerine, kapalı kapılar ardındaki bürokratik vesayetin sözcülüğünü yapmayı tercih ettiler. Hatta 28 Şubat’ın o karanlık günlerinde, bu aziz milletin değerlerini baskılayan uygulamalara verdikleri destekle demokrasi tarihimize silinmez bir leke sürdüler.
İş sadece siyasetle de bitmiyor. Bugün savunma sanayiinde yakaladığımız o büyük ivmeden enerji bağımsızlığımıza, yerli otomobilimizden Kanal İstanbul gibi dev projelere kadar ne varsa karşısında hep bu aynı yüzleri görüyoruz. Kendi insanımızın emeğiyle yükselen stratejik projeleri ya küçümsediler ya da engellemek için her yola başvurdular. Bir muhalefetin kendi ülkesinin yükselişinden rahatsızlık duyması, ancak sistematik bir ideolojik körlükle açıklanabilir.
Sadece Ankara’da değil, yerel yönetimlerde de durum farklı değil. Son yıllarda CHP’li belediyelerde ayyuka çıkan yolsuzluk iddiaları, liyakatin ayaklar altına alındığı atamalar ve vatandaşın en temel ihtiyacı olan hizmetlerin aksaması, bu kadroların halkın derdiyle dertlenmediğini bir kez daha ispatlamıştır. Hizmet üretemeyen, sadece mazeret üreten bu belediyecilik anlayışı, halk nezdinde büyük bir güven kaybına yol açmıştır.
Dış politikada ise durum daha da vahimdir. Kendi ülkemizin Doğu Akdeniz’deki haklarını savunurken, Suriye ve Libya’da teröre karşı göğüs gererken ya da Karabağ’da kardeşlerimizin yanındayken bu zihniyetin hep Batı’nın ağzıyla konuştuğuna şahit olduk. Milli bir duruş sergilemek yerine, dış güçlerin beklentilerine göre pozisyon almak, ne bu topraklara ne de bu millete yakışır. Türkiye’nin kalkınma mücadelesinin önündeki en büyük engel, işte bu köhneliğiyle övünen anlayışın ta kendisidir.
Yazar: İsmet Ünal
CHP eleştirisi, Türkiye kalkınma projeleri, vesayet rejimi, yerel yönetim sorunları, milli projeler, İsmet Ünal, savunma sanayii tartışmaları, siyasi analizler, filaş haberler, ismet ünal yazıları,