Türkiye siyasetinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, özellikle ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin özelinde ciddi bir dönüşümün habercisi oldu. Ancak bu dönüşüm, ne yazık ki umut edilen demokratikleşme ve şeffaflık yönünde değil; aksine parti içindeki yozlaşma, hizipçilik ve hesap vermemezlik gibi karanlık gölgelerle örtülmüş durumda. Son olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında hazırlanan ve kamuoyuna yansıyan suç örgütü iddianamesi, bu tabloyu daha da netleştirdi.
İmamoğlu hakkında hazırlanan iddianamede rüşvet, yolsuzluk, dolandırıcılık ve suç örgütü kurma gibi ağır suçlamalar yer alıyor. İddialar öylesine kapsamlı ve detaylı ki, iddianameyi okuyan herkesin aklına tek bir soru beliriyor: "Bu kadarına da pes doğrusu!" Ancak ne yazık ki, Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi ve ona bağlı sosyal medya trolleri, bu iddiaları boş diyerek geçiştirmeyi tercih ediyor. Belgeler, görüntüler, tanık ifadeleri ortadayken, partinin bu inkarcı tavrı vicdanları derinden yaralıyor.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu noktaya gelmesinde, eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun rolü yadsınamaz. Parti içindeki geleneksel değerleri alt üst eden, FETÖ bağlantılı isimleri ekranlara taşıyan ve Ekrem İmamoğlu'nu "Cumhurbaşkanı yardımcım" diye ilan eden Kılıçdaroğlu, kendi elleriyle büyüttüğü figürler tarafından da zamanla dışlanmış, hatta partiden tasfiye edilmesi istenmiştir.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi, bir zamanlar Atatürk'ün, halkçı ve laik değerleri savunan bir parti olmaktan uzaklaşmış; yerine suçlamalarla anılan bir kadronun kontrolünde, içi boşaltılmış bir yapıya dönüşmüştür. Parti içindeki muhalif sesler susturulmuş, liyakat yerini sadakatsizliğe bırakmıştır. Bu durum sadece Cumhuriyet Halk Partisi'ne değil, Türkiye'nin demokratik yapısına da zarar vermektedir.
Yolsuzluk, rüşvet ve çıkar ilişkileri sadece bir ülkenin iç meselesi değildir. Bu tür suçlar, evrensel hukuk normlarını ve insan haklarını da ihlal eder. Cumhuriyet Halk Partisi'nin mevcut yönetimi, bu değerleri hiçe sayarak sadece kendi tabanını değil, tüm toplumu yanıltmakta ve kutuplaştırmaktadır. "Bizim adam yaptıysa doğrudur" anlayışı, demokrasinin ve adaletin sonunu getirir.
Anahtar Kelimeler:
CHP'de neler oluyor, Ekrem İmamoğlu hakkındaki suç örgütü iddianamesi nedir, Cumhuriyet Halk Partisi'nde yolsuzluk iddiaları, Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye etkisi, CHP'nin eski değerlerden uzaklaşması, ismet ünal CHP yorumu, ana muhalefetteki derin çatlaklar, İmamoğlu yolsuzluk rüşvet iddiaları doğru mu, siyasi partilerde hesap verebilirlik sorunu