2026 Yılına Zamlarla Uyandık
2026 yılının ilk sabahına maalesef umutla değil, ardı arkası kesilmeyen zam haberleriyle uyandık. Takvimler değişti, rakamlar güncellendi ama mutfaktaki yangın, pazardaki el yakan hesap ve cüzdanlardaki kronik boşluk değişmedi. Aksine, bu ekonomik yük her geçen gün daha da derinleşti. Elektrikten doğalgaza, kiradan ulaşıma, gıdadan en temel tüketim maddelerine kadar iğneden ipliğe gelen bu artışlar, özellikle asgari ücretliyi ve emekliyi bir kez daha bu ay nasıl geçineceğim sorusuyla baş başa bıraktı.
Asgari ücret daha cebe girmeden eriyip gidiyor. Açıklanan rakamlar kağıt üzerinde bir artış gibi sunulsa da çarşıya pazara çıkıldığında gerçeğin bambaşka olduğu çıplak bir şekilde görülüyor. Bir aile için kira başlı başına bir kriz haline gelmiş durumda. Büyükşehirlerde asgari ücret tek başına kiraya yetmez hale geldi ve artık Anadolu’da bile durum bundan farklı değil. Faturalar, mutfak masrafları ve çocukların okul giderleri derken, maaş ayın ortasını bile göremeden tükeniyor.
Emeklinin hali ise daha da içler acısı bir boyuta ulaştı. Bir ömür boyu çalışmış, prim ödemiş, ülkesine hizmet etmiş milyonlarca insan bugün torununa harçlık verememenin, markette etiketlere bakıp boynunu bükerek geri dönmenin mahcubiyetini yaşıyor. En düşük emekli maaşıyla ne kira ödenebiliyor ne de sağlıklı beslenilebiliyor. İlaç, muayene ve yol masrafı derken emekli için hayat her geçen gün biraz daha daralıyor.
Sorun sadece rakam meselesi değil; bu topyekun bir geçim krizidir. Enflasyonun günlük hayatta hissedilen gerçek yüzü, açıklanan resmi oranların çok ötesinde seyrediyor. İnsanlar artık etiket değiştiren market çalışanlarına kızmıyor; çünkü biliyorlar ki asıl sorun kasiyerde değil. Zamlar yağmur gibi yağarken gelirlerin yerinde sayması sizce normal mi? Bizlere sürekli sabredin deniliyor. Ama sabır da bir yere kadar dayanır. Sabır tencere kaynamadığında, çocuk süt istediğinde ve soğuk kış gününde kombi yakılamadığında sınanıyor. Bu ülkede milyonlarca insan lüks değil, sadece insanca yaşamayı talep ediyor. Karnını doyurmak, evini ısıtmak ve onuruyla yaşamak istiyor.
2026 yılının ilk günü bize şunu açıkça gösterdi ki eğer ücretler gerçek enflasyona göre düzenlenmez, emekli aylıkları insan onuruna yakışır seviyeye çıkarılmaz ve temel ihtiyaçlardaki fahiş artışlar durdurulmazsa bu tablo ağırlaşarak devam edecektir. Yeni yıl hepimiz için yeni umutlar demekti. Fakat umut boş tencerede barınmıyor. 2026’nın gerçekten yeni olabilmesi için zamların değil çözümlerin konuşulduğu, geçim derdinin değil refahın paylaşıldığı bir yıl olması gerekiyor. Aksi halde takvim yaprakları değişecek ama milyonların hayatında değişen hiçbir şey olmayacak.
Hatırlayın, 90’lı yıllarda bir evde genellikle tek bir kişinin çalışması geçinmek için yeterliydi. Baba sabah işe gider, anne evde çocuklarla ilgilenirdi. O tek maaşla kira ödenir, mutfak alışverişi yapılır, faturalar yatırılır ve çocuklar okuluna gönderilirdi. Bayramdan bayrama da olsa evin kapısından et girer, yaz geldiğinde birkaç günlüğüne memlekete gidilirdi. Kimse zengin değildi belki ama kimse de kendini bu kadar çaresiz hissetmezdi.
Bugün ise tablo tam tersine döndü. Aynı evde iki kişi çalışsa bile geçinmek mucize haline geldi. Anne ve baba birlikte çalışıyor, bazen o da yetmiyor; gençler okurken iş aramak zorunda kalıyor. Buna rağmen kira maaşın yarısını alıp götürüyor, market poşetleri yarı yarıya doluyor ve faturalar birer kabusa dönüşüyor. 90’larda maaş eve girince önce ihtiyaçlar karşılanırdı; bugün ise maaş hesaba yatmadan borçlara kesiliyor.
O yıllarda asgari ücretle evlenilir, bir yuva kurulurdu. Bugün asgari ücretli gençler evlilik hayallerini belirsiz bir geleceğe ertelemek zorunda kalıyor. Eskiden emekli olan biri köyüne döner, küçük bir bahçe eker ve kimseye muhtaç olmadan yaşardı. Bugün emeklilerimiz ay sonunu getirebilmek için ilerlemiş yaşlarına rağmen yeniden iş arıyor. Asıl acı olan şu ki 90’lar teknolojik olarak gerideydi ama insanlar geleceğe daha umutla bakıyordu. Bugün her şey daha modern ve daha hızlı olabilir ama geçim derdi hiç bu kadar ağır olmamıştı. Çünkü temel sorun sadece ekonomi değil; alın terinin ve emeğin her geçen gün değerini kaybetmesidir.
Yazar: Mehmet Leblebici
2026 zamları nedir, Yeni yıl zamları ne kadar, Asgari ücret yetiyor mu, Emekli maaşı kaç lira, Geçim sıkıntısı nasıl biter, Kira fiyatları düşer mi, Enflasyon ne zaman düşecek, Mehmet Leblebici yazıları, Güncel ekonomik kriz, Mutfak enflasyonu ne kadar,